Deizm, Tanrı'nın evreni yarattığına ancak sonrasında doğrudan müdahale etmediğine inanan bir felsefi görüştür. Deizm, özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda, Aydınlanma dönemiyle birlikte Batı'da popülerlik kazanmıştır.

Deistler, Tanrı'nın evreni yarattığını ve doğal yasaları yerleştirdiğini kabul ederler, ancak Tanrı'nın insanlara doğrudan mesajlar göndermediğini, mucizeler yaratmadığını ya da dini ritüellerin içinde bulunmadığını savunurlar.

Deizm, genellikle doğa ile Tanrı arasında bir ilişki kurar ve Tanrı'nın evrenin işleyişini belirleyen doğa yasaları aracılığıyla kendisini gösterdiğine inanılır. Bu anlayışa göre, Tanrı, evreni yarattıktan sonra onun düzenini doğal yasalarla bırakmıştır ve Tanrı'nın insanların hayatlarına doğrudan müdahale etmesi gerekmez.


Deizm’in Temel Özellikleri:

Tanrının evreni yarattığı inanılır.

Mucizelere inanç yoktur. Tanrı doğa yasaları dışında, müdahale etmez. Mucizeler ve doğa üstü olaylar reddedilir.

Dini kurumlar ve vahiyler reddedilir. Deistler, organize dinlerin doğmalarına ve kutsal kitaplara inanmazlar. Dini ritüeller gereksizdir.

Aklın ve doğanın önemi: İnsanlar, akıl ve gözlem yoluyla Tanrı’nın varlığını ve evrenin düzenini anlayabilirler.


Deizm, genellikle doğa bilimleri ve akıl yoluyla evrenin anlaşılmasını vurgular. Bu felsefi yaklaşım, modern bilimin ve felsefenin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.


Deizm’e Karşı Argümanlar